Paylaş, , Google Plus, Pinterest,

Yazdır

Posted in:

Amsterdam, Rotterdam Ve Volendam…

Etrafta yayadan çok bisikletli görüyorsanız, Amsterdam’a hoşgeldiniz. 🙂
Bildiğiniz üzere Amsterdam, dünyanın bisiklet kullanımında en yaygın şehirlerinden biridir. Türkiye’de kaldırıma çıktığınız andan itibaren yol yaya’ya aitken durum Amsterdam’da böyle değildir. Bisikletler kaldırımların kenarında ayrılmış yollardan gidiyorlar ve yürürken yanlışlıkla bisiklet yoluna girmeye kalkışırsanız vay halinize… Etraftan alacağınız ikazlara şimdiden hazırlıklı olun, benden söylemesi! ?  Şehri yürüyerek keyifle gezmeyi tercih edebileceğiniz gibi bisiklet de kiralayabilirsiniz. Yalnız bisikletinizi kilitlemeyi sakın unutmayın bildiğim kadarıyla Amsterdam bisiklet hırsızlığında da dünyada ilk sıralarda yer alıyor.
Ve yine belkide daha önce hiç rastlamadığınız bisiklet otoparklarını görünce ‘bisikletinde otoparkı mı olurmuş?!’ demeyin, oluyormuş… 🙂 Kullanımın ne kadar yoğun olduğunu siz düşünün artık.3b41a935371e53f9203e3db91ef9383f
Şimdi kısa bir şehir turunda sıra… Avrupa’da bir meydan kültürü var ki sormayın gitsin! Gittiğiniz hemen her Avrupa ülkesinde meşhur, büyük bir meydan şehrin olmazsa olmazlarından… En azından ziyaret etme fırsatı bulduğum bir çok Avrupa ülkesinde karşılaştığım tablo bu yöndeydi… Bu kezde Amsterdam’ın meşhur Dam Meydanı’yla başlıyoruz, burada Amsterdam’ın Kraliyet Sarayı mevcut. Dam Meydanı’ndan yürüyerek sadece yayalara açık ünlü alışveriş caddesi olan Kalverstraat’a geçerek alışveriş yapabilir oradan Bloemenmarkt’a uğrayıp sevdiklerinize güzel hediyeler alabilirsiniz. ☺️

Moda Hayat

Meşhur meydanlardan girmişken Leidseplein’ini es geçip haksızlık etmiş olmayalım. Leidsestraat’ın -her ne kadar bizimki gibi nostajik olmasada- ortasından geçen tramvayıyla bir istiklal caddesi havasında olduğunu söylemek çokta yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Ve tabii ki Museumsplein meydanımızda sıra… Şu meşhur mu meşhur ‘I Amsterdam’ yazısının bulunduğu müzeler bölgesi. O zaman burada bir resim molası verip oradan Vondelpark’a yönelelim ve küçücük şehrin içinde böylesine büyük bir park bulmuşken bisiklet turu yapmadan dönmeyelim.

5b9348de35770d359f6efb070d075870

 

Tabii birde ‘tüm sehri suyun üstünden görelim’ diyerek soluğu kanal turunda almalı mısınız? Bence evet! 🙂

Özgürlükler şehri olarak bilinen Amsterdam’dan bahsedecek olursak…

Şehrin en eski bölgelerinden olan Red Light District, Amsterdam’ın en renkli bölgelerinden biri olarak biliniyor. Kanalların kenarında sıralanan pek çok cafe ve barların yanı sıra, ilk görüşte insana tuhaf gelebilecek ancak yerlileri için olağanlaşmış farklı manzaralara rastlamanız muhtemel… 🙂
Belli bir miktar uyuşturucunun serbest olduğu bu şehirde ‘Bir kahve molası’ diyerek yönelmeye kalkacağınız ‘Coffee Shoplar’ bizim bildiğimiz kahve dükkanları değil, aman dikkat! caddelere yaymış olduğu ağır kokudanda bunu anlamanızın çok zor olmadığını söyleyebilirim… Tüm bu serbestlikler, Amsterdam’ın bambaşka bir yüzü olarak karşımıza çıkıyor diyerek Rotterdam’a doğru yola çıkalım.. 🙂

cities-rotterdam_optimized

Rotterdam bildiğiniz üzere avrupanın büyük bir liman kenti olduğundan ticaretin kalbi burada atıyor benim burada ilgimi çeken mimarisi ile meşhur bu kentin simgesi haline gelmiş diyebileceğimiz küp evler oluyor. Küp evler kimileri tarafından mimari harikası kimileri tarafından ise mimarinin katledildiği bir proje olarak görünüyor… Bense takdiri size bırakıyorum! ?

08c3ca1d94f1c6391df6b84d95e2be78

 

Peyniriyle ün yapmış Hollanda’nın Edam kasabasındaki peynir fabrikasında sıra! Peynirin yapılışını anlatmak üzere orta yaşlarda diyebileceğim tatlı mı tatlı bir adam karşılıyor bizi. Peynir fabrikasının bir satıcısı mı yoksa stand-up’cı mı olduğunu kestiremediğim bu beyfendi peynirin yapılışını öyle bir anlatıyor ki bize kahkahalar havada uçuşuyor ve garip olan tarafta bu anlatımdan her nasıl etkilenmişsek herkesin elinde belki 1-2 yıl bize yetecek büyüklükteki peynir kalıplarından 3’er 5’er mevcut ve bunlara bende dahilim. Üzeri mum ile kaplı olduğu için kolay kolay bozulmayacağı söylensede sıcak yaz aylarında muhafaza etmek zor olabildiğinden bozulması kaçınılmaz oluyor. Döndükten sonra geziye birlikte katıldığım arkadaşlarla sohbet ederken onlarında aynı durumdan muzdarip olduğunu farkediyorum “biz neden o kadar peyniri almışız ki yazık bozuldu ve çöpe gitti” Sonradan düşünüyorum ki işte sana pazarlama stratejisi!
Nacizane tavsiyelerimdendir, ben yaptım siz yapmayın! 🙂 Anlatımın etkisiyle elinizde 3-5 adet Hollanda Peynirleriyle çıkmayın oradan… 🙂

5fcedb0f49930898573a925fb5e4b0c0

 

Hollanda’nın Amsterdam’dan ibaret olmadığının en güzel kanıtı olan Volendam, Edamdan sonraki durağınız olmalı tabiki… Neden mi böyle düşünüyorum ? Küçük bir balıkçı kasabasından çok daha fazlası olan bu kasabaya adımınızı attığınız andan itibaren kendinizi film setinde gibi hissediyor olmanız muhtemel olacaktır. Herşey o kadar yerli yerinde ve karakterinden ödün vermemiş şekilde ki, Hollanda’nın köyü diye geçen buralar bizdeki köy algısını ister istemez tepetaklak yapıveriyor.
Gezerken sanki düzenlenen güzellik yarışmasında birbirini geçmeye çalışan potansiyel rakiplermişçesine bu evler de biri diğerinden daha güzel görünmek için orkideler ile süslenmiş. Karşılıklı duran Volendam evlerinin sokağa bakan camları, önünden geçenleri mağazaya çekmeye çalışan vitrinler gibi birbirleri ile yarışıyor. Gezerken masalların gerçeğe dönüştüğü bu kasaba da yaşama hayali kurmaktan kendinizi alamıyorsunuz… Ee bu küçük balıkçı kasabasına gelipte deniz ürünleri yemeden dönmek olmaz diyerek sahil kısmındaki bir çok restoranda gönül rahatlığıyla karnınızı doyurabilirsiniz tazeliğiyle tadına doyamayacağınızın garantisini verebilirim!

volendam1
Benim kalbim hemen her şehrini gezme fırsatını bulabildiğim Hollanda’nın küçük balıkçı kasabası olan Volendam’da kaldı… Ya sizinki? ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir